Güneydoğu Avrupa'nın en eski devlet yapılarından birine sahip olan Bulgaristan, coğrafi konumu gereği tarih boyunca Doğu ile Batı arasında bir köprü vazifesi görmüştür. Stratejik önemi, topraklarında birçok büyük medeniyetin iz bırakmasına neden olmuştur.
Antik Dönem ve İlk Bulgar Krallıkları
Bulgaristan topraklarının bilinen ilk yerlileri savaşçı ve sanatçı kimlikleriyle tanınan Traklardır. M.S. 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine giren bölge, daha sonra Bizans kontrolüne geçmiştir. Modern Bulgar devletinin temeli ise M.S. 681 yılında Han Asparuh önderliğindeki Ön Bulgarların, Slav kabileleriyle birleşerek Birinci Bulgar İmparatorluğu'nu kurmasıyla atılmıştır. 864 yılında Hristiyanlığı resmi din olarak kabul eden krallık, Kiril alfabesinin de geliştirildiği bir kültür merkezi haline gelmiştir.
Osmanlı Dönemi (1396 - 1878)
14. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlar'a ilerlemesiyle Bulgar toprakları 500 yıla yakın sürecek olan Osmanlı idaresine girmiştir. Bu dönemde bölgede yoğun bir imar faaliyeti yürütülmüş, Anadolu'dan getirilen Türk nüfus bölgeye yerleştirilmiştir. Bugün hem Türkiye'de hem de Bulgaristan'da yaşayan milyonlarca soydaşımızın ortak bağları bu tarihi döneme dayanmaktadır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında imzalanan Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları ile Bulgaristan özerk bir prenslik statüsü kazanmıştır.
20. Yüzyıl ve Modern Dönem
Bulgaristan, 1908 yılında bağımsız bir krallık olduğunu ilan etmiştir. Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı'nda kritik roller oynayan ülke, 1946 yılında Sovyetler Birliği'nin etkisiyle sosyalist rejim sistemine (Bulgaristan Halk Cumhuriyeti) geçiş yapmıştır. Yaklaşık 45 yıl süren bu dönemin ardından, 1989 yılında totaliter rejimin yıkılmasıyla birlikte ülke çok partili demokratik yaşama ve serbest piyasa ekonomisine adım atmıştır.
Bugün Bulgaristan, 2004 yılından beri NATO, 2007 yılından beri ise bir Avrupa Birliği (AB) üyesi olarak modern ve seküler bir Avrupa devleti kimliğiyle gelişimini sürdürmektedir.